Kansere karşı dokuz yemek kuralı



Kanser günümüzde ne yazık ki üstesinden henüz gelinemeyen hastalıklardan biridir. Genetik nedenlerden de kaynaklanabilen kansere yol açan nedenlerin yüzde 90'ı dış etkenlerdir. Araştırmalara göre kanser çeşitlerinin yüzde 40'ı yeme alışkanlıkları, tercih edilen yemek çeşitleri, yemeklerin hazırlanışı ve pişirilmesiyle; yüzde 30'u da başta sigara ve içki olmak üzere yaşam alışkanlıklarıyla ilişkili. Şimdi de kansere karşı etkili dokuz yemek kuralına bakalım.

1.  Yemeklerin çeşitliliği
Yemeklerin çeşitli olması ve bitkisel yemeklerin her öğünün üçte ikisini oluşturması gerekir.
2. Kilo kontrolü
Kilonun aşırı hafif veya ağır olmasından kaçınılmalı. Aşırı kilo, rahim, böbrek ve bağırsak kanserlerine yakalanma riskini artırır.
3. Yanmış yemeklerden kaçınmak
Izgara yaparken et suyunun yanmamasına özen gösterilmeli. Izgara çeşitleri nadir yenmeli ve sağlık için yemekler haşlama, buğulama veya kavurma yöntemiyle pişirilmeli.
4. Nişasta içeren yemeklere ağırlık vermek
Günde 600-800 gram hububat ve soya çeşitleriyle bitki kökleri yenmeli. Yiyeceklerde bulunan nişasta, bağırsak kanserinin, yüksek lifli yemekler de bağırsak, meme ve pankreas kanserlerinin önlenmesinde önemli işlevlere sahip.
5. Bol sebze ve meyve yemek
Günde 400-800 gram sebze ve meyve tüketilmesi durumunda kansere yakalanma riski yüzde 20 düşebilir.
6. Alkollü içki içmemek
İçki ve sigara ağız, gırtlak ve yemek borusu kanserlerine yakalanma riskini artırabilir.
7. Kırmızı et tüketimini azaltmak
Tüketilen kırmızı et miktarı günlük 90 gramla sınırlı kalmalı. Kırmızı etin yerine balık ve kümes hayvanları tercih edilebilir.
8. Mümkün olduğu kadar az tuz tüketmek
Tuzlu yemekler mide kanserine yakalanma oranını yükseltir. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz miktarının 6 gramın altında olmasını öneriyor.
9. Uzun süre oda ısısında kalan ve bozulan yemekler yenmemeli.
Kansere Karşı Fasulye, Ceviz ve Tahıl
University College London Basın Bülteninde açıklanan araştırma sonuçlarında, sıradan yiyeceklerimiz arasında olan fasulye, ceviz ve tahıl ürünlerinde etkili birer kanser önleyici maddenin varlığının saptandığı belirtiliyor.
Mercimek, bezelye, fasulye gibi baklagillerle, ceviz, fındık ve buğday kepeğinde bulunan "İnositol pentakisfosfat" suda çözülen ve yüksek miktarlarda bile toksik (zehirli) olmayan bir bileşik.
Günümüzde kullanılan kanser ilaçlarının sağlıklı hücrelere toksik etki yapması kaçınılmaz olmakta ve insanlar tedavi sürecinde birçok komplikasyonlarla karşılaşmaktadırlar. Saçların dökülmesi, tırnakların bozulması, mide bulantıları kilo kayıpları vs...
Kanser tedavileri tartışılıyor...
Kanser tedavilerinin tartışılması insanımızın aydınlanması bakımında önemli bir gelişmedir. Kanser Hastalığı son on yıl içersinde hakikaten büyük bir artış göstermiştir. Bunun ardında yatan pek çok neden vardır. Sadece modern hayatın meydana getirmiş olduğu sakıncalı durumlarla veya tıptaki yeni ve gelişmiş teşhis yöntemleriyle bu artışı açıklamak mümkün değildir.
Sınırsız sayıda sebepten bahsetmenin mümkün olduğu genel olarak kanser hastalığı artık her geçen gün artan oranlarla birlikte çağımızın önemli bir sağlık sorunu olmaya devam edeceğe benziyor. Öncelikle bu karmaşada yapılması gereken ne olmalıdır? İnsanlar nasıl bir yol izleyerek kendi sağlıklarına katkıda bulunmalıdırlar.
Ne yapmalı?
Kısaca ve özetle hastaların hekimlerin kontrolünde Onkoloji Polikliniklerine müracaat ederek tedaviye başlamaları gerekir. Bununla birlikte tedavi süreçlerinde Tamamlayıcı Tedavi yöntemlerinden yararlanmaya çalışabilirler. Sadece yemek yeme alışkanlıklarında yapacakları basit birkaç değişiklikten bile ciddi olarak faydalanabilir ve pek çok ilave rahatsızlıklarından kurtulma imkânı kazanabilirler.

1 yorum: